AŞIK VEYSEL 124 YAŞINDA

Sivas Şarkışla'da 1894 yılında doğan Aşık Veysel 124 yaşında...

AŞIK VEYSEL 124 YAŞINDA

Aşık Veysel Şatıroğlu, 1894'te Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan Köyü'nde dünyaya geldi. Asıl adı Veysel Şatıroğlu olan sanatçının annesi Gülizar Ana, babası, Ahmet adında bir çiftçidir. Aşık Veysel'in iki kız kardeşi, çiçek hastalığına yakalanarak hayatını kaybetti, kendisi de 7 yaşında aynı hastalıktan dolayı sol gözünü kaybetmiş, az da olsa sağ gözüyle dünyaya bakan  Veysel'in sağ gözüne de babasının elindeki değnek gelince gözleri tamamen kapandı.

İlk saz derslerini Çamışıhlı Aşık Ali'den almış ve kendini de iyice saza vermiş ve Pir Sultan Abdal, Karaoğlan, Dertli, Rühsati gibi usta ozanların dünyalarıyla tanışmış bu sayede...

Veysel’in annesi ve babası kardeşi Veysel’e bakamaz düşüncesiyle Esma adında, akrabalarından bir kızla evlendirirler ve Esma’dan bir kız, bir oğlu olur ancak oğlu daha on günlükken annesinin memesi ağzında kalarak ölür... Ardından Veysel anne babasını da 2 yıl içinde kaybeder. Veysel'in acıları bununla da bitmez Esma da Veysel'i 6 aylık kızı ile bir başına bırakır ve başkasıyla kaçar. 2 yıl kadar sonra bu küçük kızı da vefat eder ve Veysel yine bir başına kalır...

Veysel aradan yıllar geçtikten sonra bu kez Gülizar ile evlenir. Ancak asıl hayatında dönüm noktası 1931 yılında Sivas Lisesi edebiyat öğretmeni olan Ahmet Kutsi Tecer ve arkadaşlarının “Halk Şairlerini Koruma Derneği”ni kurmalarıdır, 1933’e kadar usta ozanlardan şiirlerinden çalıp söyleyen Veysel, Cumhuriyet’in 10. yıldönümünde biraz da derneğin destekleriyle “Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası”... dizesiyle başlayan şiiri yazar ve Veysel de köyünden dışarıya çıkmış olur. Bu destanı bizzat Atatürk'e sunmak için Ankara'ya gitse de Atatürk'e ulaşmayı başaramaz ancak şiiri,Hakimiyeti Milliye gazetesinde 3 gün yayımlanır ve ünü de duyulmaya başlar.

Parasızlıktan köyüne dönemeyen Veysel bu ünü sayesinde Ankara Halkevi’nde bir konser verir. Konserden aldığı parayla eve döner ve birplak çıkarır, plağa okuduğu il türkü Aşık İzzeti’nin: 

“Mecnunum, Leyla’mı gördüm

Bir kerrece baktı geçti.
Ne söyledi ne de sordum
Kaşlarını yıktı geçti" olur.

Köy Enstitüleri kurulduktan sonra, yine Ahmet Kutsi Tecer’in katkılarıyla, sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Çifteler, Kastamonu, Yıldızeli ve Akpınar Köy Enstitülerinde saz öğretmenliği yapar ve Köy Enstitülerinde ülkenin kültür yaşamına damgasını vurmuş birçok aydın ve sanatçıyla tanışma olanağı bulur.

1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel bir kanunla Aşık Veysel’e, “Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü” 500 lira aylık bağlar.

21 Mart 1973 günü, sabaha karşı saat 3.30’da doğduğu köy olan Sivrialan’da, şimdi adına müze olarak düzenlenen evde yaşama gözlerini yumdu.

Şiirleri, sağlığında Deyişler (1944), Sazımdan Sesler (1950), Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında, daha sonra da Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) kitabında toplandı.

1970'li yıllarda Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Âşık Veysel'in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı. 

Uzun İnce Bir Yoldayım, Güzelliğin On Par'etmez, Benim Sadık Yarim Kara Topraktır, Dostlar Beni Hatırlasın, Beni Hor Görme Kardaşım, Çiğdem Der ki Ben Elayım en ünlü şiirleridir.

“Benim sana verebileceğim çok bir şey yok aslında; çay var içersen, ben var seversen, yol var gidersen.” Aşık Veysel...

Kaynak:Kültür ve Turizm Bakanlığı - Antoloji

Güncelleme Tarihi: 30 Ekim 2018, 11:38

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER