DÜNYA MİRASI KENT - SAFRANBOLU

Safranbolu Gezisi notları ile Safranbolu Gezi Rehberi...

DÜNYA MİRASI KENT - SAFRANBOLU

SAFRAN MEMLEKETİ SAFRANBOLU

Taş işçiliği ve ahşap üst katlarıyla Ülkemizin en şirin ve samimi yapılarına ev sahipliği yapan ilçesine yolculuk yapmak İstanbul’dan yollara düştük İstanbul Doğa ile…

Her mevsim güzel olsa da özellikle çevre bölgelerdeki orman ve kanyon gezilerinin de yapılabildiği sonbaharda çok daha ilgi çekici bir hale geliyor Safranbolu.

Hakkında kısaca da olsa bilgi vermek gerekirse Anadolu'nun kuzey batı kesiminde, Antik Devirde tarihçi Homeros'un İlyada destanında Paplagonya olarak geçmektedir. Bölgede küçük ve kısa dönemleri bir yana bırakırsak eğer sırası ile Hititler, Frigler, Persler, Romalılar, Selçuklular, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır. Bu dönemde yöreden yetişen Kazasker Cinci Hoca, Sadrazam İzzet Mehmet Paşa, Kaptan-ı Derya Salih Paşa, ünlü Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa da bir dönem Safranbolu'da ikamete tabi tutulmuştur. Özellikle Cinci Han'ın yapılması ile İpek Ticaret Yolu'nun Safranbolu'dan geçmesi yörenin ticaret, üretim, geleneksel el sanatları bakımından ekonomisini geliştirmiştir.

Kültür Bakanlığı tarafından 1976 yılında 'Kentsel Sit' olarak koruma altına alınan Safranbolu; 1994 yılında UNESCO tarafından istisnai ve evrensel kültürel varlıkları bakımından DÜNYA MİRAS LİSTESİNE alınmıştır. Koruma altına alındaki eser sayısı yaklaşık 1500' dür.

İstanbul'a 400, Ankara'ya 220 km mesafede olmasına rağmen bu iki şehir başta olmak üzere bütün çevre illerden gezginler ve özellikle yerli turistler Safranbolu’da inanılmaz bir yoğunluk yaşanmasına neden oluyor. 

Sabah 08:00’de Yeni Safranbolu bölgesinde kahvaltı yaparak başladık güne. Aşağıda anlatacağımız üzere aslında artık birbirine benzese de iki Safranbolu bulunmakta. Yeni Safranbolu’nun en büyük ve ana caddesi olan Sadri Artunç Caddesi üzerinde Beyaz Köşk kahvaltı için plan yaptığımız yerdi. (Beyaz Köşk instagram hesabı için TIKLAYINIZ)

Safranbolu ilçesine gelindiğinde gezilecek ilk yer olan Bulak/Mencilis Mağarası'na doğru yola çıktık.

Bulak/Mencilis Mağarası

Karabük ili Safranbolu ilçesi Bulak Köyünde bulunan Mencilis Mağarası, Safranbolu’nun 10 km kuzey-batısında, Manastır Tepe ile Mağara Deresi’nin başlangıç noktasında bulunuyor. girişine ulaşabilmek için 150 basamak çıkmak gerekiyor. Uzunluğu 6 km'ye varan mağaranın yalnızca ilk 400 metresi ziyarete açık olduğundan biz de bu bölümün ilk 200 metresini girerken belirtildiği üzere ücretsiz olan rehber eşliğinde gezmeye başladık, sonraki 200 metresi ise yine rehbersiz olacak şekilde bize aitti. Bulak/ Mencilis Mağarası ülkemizin 4. büyük mağarası niteliğini taşıyor, içerisindeki dikitler, sarkıtlar, travertenler ve biz görmesek de göletler, şelalesi ve yer altı su kaynağı ile bir doğa harikası, mağara bugünkü halini 3 milyon yıl önce almış. 800 yı kadar önce de insanların korunmak ve yerleşmek için kullandıkları bir mağara durumundaymış.

Mağara aslında 6 yıl önce ziyarete açılmış ancak 3 yıldır rehbersiz girilemiyor, 400 metreden sonra ise giriş daha da zor ve rehbersiz yine mümkün değil, üstelik kalabalık gruplara da kapalı. ilk 400 metresi için ücret 2015 yılı itibariyle 5 TL iken, 4 km kadar içeriye gidip geri gelmek istiyorsanız, iyi bir kondüsyona sahip olmayı gerektirmekle berabera 250 TL yi de gözden çıkarmanız gerekiyor.

Bu arada belirtelim Mencilis, topluluk, toplum, meclis anlamına gelmektedir, insanların burada yaşamasından dolayı bu adı aldığı kabul edilebilir.

Ters Konak ve Ters Ev

Kristal terasın hemen yukarısında ters konağa kadar gittik, lambalar, giriş kapısı, çiçek saksıları hatta bisiklet tavanda asılı şekilde aşağı sarkarken, binanın çatısı yerde temeli de havada duracak şekilde yapılmıştı, biz girmedik içeriye. Giriş ücreti 10 TL (pazarlıksız hemen 5 TL oluyor). Sonra bir ters konak daha yapılmış terasa daha yakın bölgeye ve burası daha güzel görünüyordu açıkçası.

İncekaya Su Kemeri

İncekaya Su Kemeri 116 metre uzunluğunda, 6 kemerli bir yapı. Girişi 220 cm genişliğinde olsa da orta kısımları 110 cm genişlikteki kemerin altından Tokatlı deresi akıyor. Bu kemer Safranbolu’na çokça katkısı bulunan Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından, Safranbolu’ya su getirmek için yaptırılmış. Kemerin batı tarafı yaya geçişine kapalı ve ayrıca üstüne çıkmak tehlikeli ve yasak olduğunu da belirtmek gerekli, biz de sadece önünde ve altında fotoğraf çektik yani önce güvenlik ilkesini ihlal etmedik.

Kristal Teras

Gördüğümüz ikinci ve daha başarılı bir mimariye sahip olan ters konak sonrası ilk durağımız kanyonun karşısından gördüğümüz cam/kristal teras oldu. Kristal teras camdan yapılmış Kanyonu 80 metreden gören ve üzerinde 70 tonu taşıyabilen bir platform olarak tepeden görmenizi sağlıyor ancak, ayakkabılara galoş giyilmeden girilmesinden dolayı camları inanılmaz derecede çizilmiş ve aşağıyı camdan değil de terasın korkuluklarından görebiliyorsunuz. Kristal Terasa giriş ücretli olup 5 TL'dir(2019).

Kanyona tepelerden bakmak yetmedi bir de içini görmek istedik zira kanyon içinde çok güzel bir yürüyüş parkuru var. 

Tokatlı Kanyonu 

Kanyon girişi de ücretli, bu yazının yazıldığı 2018 yılı için 3 TL ücreti vardı ama bu ücrete kesinlikle değer. Merdivenlerden iniliyor kanyona, tahta merdivenli bir yürüyüş yoluyla devam ediyor, burada iki adet kafe var, yanınızdan akan Tokatlı Deresinin sesleri arasında çayınızı içtikten sonra yürüyüşün tahta merdivenli yolu bitiyor, bundan sonra ağaçların içinden devam eden bir patikadan yürüdük. Bu patika da merdivenlerle birlikte değerlendirildiğinde uzunluk, zorluk açısından kolay parkur niteliğinde,ancak geri dönmek haricinde kanyondan çıkabileceğiniz ilk nokta girişten yaklaşık 3,5-4 km aşağıda. Belirtmek gerekir ki bu parkur gerçekten güzel ve yürümeyenler için kayıp niteliğinde... Bir tarafınızdan Tokatlı Deresi akarken bazen ağaç tünellerinden bazen Şelale manzarası eşliğinde bazense kurumuş yaprakların üzerinden yürümek gerekiyor. 

Bu yolu bitirdiğinizde eski Safranbolu'ya yürüyerek gidebileceğiniz uzaklığa da ulaşmış oluyorsunuz ancak tarihi evleri de gezecek enerji bırakmanız gerekiyor. 

ESKİ SAFRANBOLU

Safranbolu'nun nüfusu 65 bin civarında, bu nüfusun büyük kısmı yeni Safranbolu bölgesinde yaşıyor, buna rağmen bu tür tatil günlerinde muhtemelen nüfus 200 bin civarında oluyordur, zira gerçekten insanlara çarpa çarpa yürüyorsunuz her yerde.

Kent Müzesi ve Saat Kulesi

Kanyon yürüyüşünün ardından tekrar yokuş çıkarak Kent Müzesine vardık, bahçesinde seyirlere daldık ancak saat itibariyle müzeyi gezemedik, bina Osmanlı döneminden kalma bir yapı, eskiden hükümet konağı/kaymakamlık olarak kullanılırmış, 2000-2006 arasında  restorasyon görmüş. Buraya da giriş ücretlidir. Hemen arkasında ise saat kulesini gördük. Saat 1797 yılında yine Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır ve bugün hala çalışır durumdadır, buraya çıkan yol üzerinde de Anadolu saat kuleleri açık hava üzesi vardır ve farklı şehirlerdeki saat kulelerinin minyatürlerini görmek mümkündür.

Cinci Han ve Hamamı

Cinci Han aslında bir otele dönüşmüş durumda,  eskiden 1645’te Kazasker Hüseyin Efendi tarafından yaptırılan bir kervansaray olarak yapılmış, bugün için harap haldeyken restore edilmiş ve yine giriş ücretli iken birkaç ay önce ücret aşlınmamaya başlanmış. burada artık Safranbolu için adım atmak ücrete dönüşecek durumda neredeyse diye düşünmeye başladık, size tavsiyem binaların dahi fotoğrafını çekerken dikkatli olmanız. Sanırım Safranbolu Cinci Hanı yapan Cinci Hoca adıyla anılan üfürükçü Kazasker etkisinde çok kalmış, çünkü aldığı rüşvetlerle çok zenginleşen bu hoca bir zaman devlete dahi borç verecek kadar zenginleşmiş. (Hikayesi için tıklayınız.)

Kaymakamlar Gezi Evi

Kaymakamlar Evi 18 ve 19. yüzyıl Türk toplumunun geçmişini, kültürünü ve yaşama biçimi yansıtan bir ev olarak 1981 yılında açılmış bir müze. Müze olunca burada da bir ücret var tabi ki, üst katlara çıkmak ücretli, ancak alt kattaki birkaç eşyayı görmek mümkün. Köy hayatından kesitler görebilirsiniz veya bahçesinde çay içebilirsiniz. Biz zamanı biraz daha verimli kullanabilmek için bu kez grup olarak müzeyi gezemeden rotamıza devam ettik.

Güneş Saati

Cinci Han'ın içinde ve hemen karşısında bulunan İmren Lokumlarında safranlı lokumun da tadına baktık, lokum alınailecek iki yerden birisi olarak burayı ve Safrantat'ı önerebilirim. Ardından Arasta'dan ve İzzet Mehmet Paşa Camisi yanından geçerek, 1661 tarihli Köprülü Mehmet Paşa Camisi avlusunda bulunan Güneş Saatini gördük. Kesme taştan yapılmış yüksekçe bir kaide üzerinde mermer bir levhaya işlenmiş olan saat 07:00 ile 17:00 arasında çok az yanılma ile saati gösterirmiş ancak şuanda çevredeki binalar ve ağaçlar güneş ışığı gelmesini engelliyor, aradan geçen yüzyıllara rağmen mermer üzerindeki çizgiler ve rakamlar hala net olarak görülmekte.


Hıdırlık Tepesi

Bu tepe en güzel Safranbolu Manzarasını vermesi nedeniyle gelenlerin ilk uğrak yeri olmuş durumda ancak giriş ücretli (1,5 TL), yine de kalabalık burada da devam ediyor. Hıdırlık Tepesi, Türklerin Safranbolu'ya geldikleri zaman ilk yerleştikleri tepe olduğu rivayet ediliyor. Açık namazgah var tepede, ayrıca Orhan Gazi döneminde yaşamış olan kumandanlardan Hıdır Bey'in türbesi Hıdırlık Tepesinde bulunmakta, yine Rumeli'de Köstendil Kaymakamı iken 1843 yılında Safranbolu'ya sürgün edilen Hasan Paşa ile Şeh-ületıbba Dr. Ali Yaverataman'a ait (1868-1955) türbeler de bulunuyor. Türklerin  eskiden yağmur duası ile hıdırellez kutlamaları burada yapılırmış.

Şehir seyirimiz ve fotoğraf çekimlerimizin ardından herkesin vadiye ana caddeden indiğini düşünerek hemen ara sokaklara girdik, belirtmek gerekir ki ara sokaklardan bazıları çok dik ve kaygan ve düzensiz taşlarla döşenmiş durumda, belli belirsiz bir merdiven izlenimi bırakıyor ancak biraz dikkatli inmek gerekiyor.

Safran

Safran soğanlı, çiğdeme benzer, eflatun-mor çiçekleri olan bir bitkidir, Türkiye, İran, Hindistan, Mısır bölgesinde yetişir, batı dillerindeki yaygın adı krokus (crocus)'dur. En pahalı baharat olarak kabul edilri. Pilava çok yakışır ve ona da hafif sarı renk verir ancak çok dikkatlı kullanılmalıdır, zira vücut 1 miligramı bile sindiremez. Kleopatra' nın karşı konulmaz çekiciliğinin önemli etkenlerinden parfümünün hammaddesi olduğu rivayet edilir, yine üfürükçüler tarafından cin çıkartmak için de kullanılır (işte Cinci Hoca bağlantısı).

Doğa Yürüyüşü Yapabilirsiniz

2018 yılında yürüyüşe başladığımız noktayı ve yürüyüş güzergahımızı tam olarak görmek için Safranbolu rotası linkine tıklayabilirsiniz ancak bu arada rota hakkındaki bilgileri de okumayı ihmal etmeyin…

Daha ormana girer girmez değişik türde mantarlar görmeye başladık, itiraf edeyim bir bitki ve mantar uzmanı değilim ancak yan yana duran iki mantarın da birbirinden bu kadar farklı görünüşte olduğunu ilk kez gördüm hatta bazı türleri daha önce hiç görmemiştim.

Birkaç gün önce yağan yağmur ve muhtemelen mevsim etkisiyle hava güneşli olmasına rağmen her sabah düşen çiğ veya kırağı etkisiyle yerler çamurdu, önce biraz tırmanış ardından genel olarak iniş olan orman içi patika yolları bizi Tokatlı Kanyonunun doğu yakasına çıkardı, burada muhteşem görselliği ve olanca heybetiyle İncekaya Su Kemerini izledik ve fotoğraflama şansını bulduk.

Bu arada belirtmek gerekir ki şehir ve genel olarak bütün yürüyüş turları ile turist grupları Kanyonun batı tarafında. Ben de kanyonun bu tarafına ilk kez geçiyordum ve şimdi asıl hedefimize ulaşmak için kanyonun diğer tarafına geçmek gerekiyordu, bu yüzden kanyonun üst(kuzey) kısmına doğru yürümeye başladık, elimde eşyükselti eğrileri olduğundan kanyon derinliğinin nerelerde azaldığını, nerede karşıya geçebileceğimizi biliyorum ve ona göre hareket ediyordum.

Yaklaşık 1,5 km kuzeye yürüdükten sonra kanyon derinliği azaldı ve tokatlı deresi son derece cılız hale geldi, biz de grup olarak karşıya geçebilecek bir açıklık bulabildik, 500 metre ilerde ise kanyonun nerdeyse kaybolduğunu belirtmek gerekli.

Karşıya geçtiğimizde doğa sporları için inşa edilen çadırları ve onlara bekçilik eden ilgiye ve sevgiye muhtaç köpekleri görsek de tamamen kapalı tel örgü içinde olduğundan fazla yaklaşamadık. Şimdi tekrar geldiğimiz yönün aksine güneye doğru gitmemiz gerekiyordu, zira kanyon için önemli olan yürüyüş parkuru ve kristal teras güneyimizde kalmıştı.

Devamı Kastamonu Gezisi Sayfasında.

Güncelleme Tarihi: 31 Ekim 2019, 11:28

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER