Teksen Köyü Doğa Yürüyüşü - 2

Rotamız İstanbul’dan Kocaeli Kandıra İlçesi köylerinden (aslında artık mahalle) Teksen Köyü.

Teksen Köyü Doğa Yürüyüşü - 2

Teksen Köyü onlarca yıldır planlanan Sungurlu Barajı tehdidi altındaki yüzlerce yıllık bir köy. Tarihi evleri, cana yakın insanları ile sadece köy için bile bu kadar yol gidilebilir aslında, bu kadar yol diyorum zira İstanbul’a (Mecidiyeköy olarak alırsanız) 150 km uzaklıkta. Köy halkı için internette birçok yerde Kafkas göçmeni, Abhaz, Gürcü gibi tanımlamalar yapılsa da köyün yaşlılarına göre “Manav”lar. Manavlar için ise bazı yerlerde Türk/Türkmen olduğu yazılıdır ve Yörüklerin yerleşik hayata geçenlerine denilmektedir, bazı kaynaklar ise kökenlerinin Türklerin Anadolu’ya gelişinden de çok daha öncesine dayanmakta hatta Anadolu’nun en eski yerleşik halkı olduğunu kabul etmektedir. Manav köyleri Eskişehir, Sakarya ve Kocaeli bölgesinde çokça bulunmaktadır.

9 Haziran günü Saat 10 gibi vardığımız köy meydanında bir kahvede oturarak kendi getirdiklerimizle kahvaltımızı yaptık, yeni demlenen çay sonrası kahve rahatlığına çok alışmadan yola çıkmamız gerekiyordu, zira yürümemiz gereken harika bir doğası var bu köyün bizi 3-4 saat yollara düşüren.

Yine aracımızla hemen yakındaki küçük bir göletin yakınına kadar gittik ve ormana buradan girmeye karar verdik. Havanın giderek ısınacağını dikkate alarak mükemmel bir manzara veren gölde fotoğraf çektikten sonra, yürüyüş kurallarımızı hatırlattık. Her zamanki gibi yürüyüşümüzde bize eşlik edecek hatta bazen yol göstericilik görevini ve bizi sürü olarak görüp sahip çıkacak köpek dostlarımızla yürüyüşe hazırdık. Sıcak ama zaman zaman esintili hava eşliğinde muhteşem doğasıyla ve manzaralarıyla bize orman kucağını açtı.

Orta zorlukta olarak planlanan rotamıza rağmen grubumuzda ilk kez doğa yürüyüşüne katılacak olan kişilerin varlığı bana mutluluk verdi. Daha başlar başlamaz biz düşük rakımdaki köyden (başladığımız rakım 50 metre) yüksek tepelere doğru orta eğimli patikalardan çıkmaya başladık.  Bir yanımızda akan küçük dereler, ayağımızın altındaki çok önce dökülse de ezilmemiş veya yeniden kurumuş yapraklar, tepemizdeki yeşil yapraklar, soluduğumuz tertemiz hava, bolca bulduğumuz dağ çileği, kamplumbağa ve yılan yavrularının en azından benim mutluluğuma mutluluk kattığını söyleyebilirim.

Orman içinde başladığımız yolculuk, bazı patikaların yoğun bitki örtüsü (hatta biraz diken) nedeniyle kaybolması nedeniyle küçük bir vadiye inene kadar devam etti. daha sonra biraz daha belirgin yoldan yani derenin solundan ilerlerken, küçük bir şelale görüntüsü veren bir kayalığın üzerinden vadinin ve derenin sağına geçerek zirve tırmanışımıza devam ettik. Açık yola çıkınca güneşin tepemizde bizi rahatsız etmesinden dolayı daha önce denemediğimiz bir yoldan yine ormana girdik, biraz yol aramamızın ardından yine bir dere kenarından rotamıza doğru 6 km daha yürüyüş devam ettik, bu arada dere içerisinde oluşan bir şelale içerisinde öğle yemeği molamızı da verdik. 8. Km civarında  tekrar asıl rotamıza dönmek için %20’ye varan eğimde 2 km kadar tırmanış yaptıktan sonra ilk zirvemize yaklaşık 450 rakıma vardık, daha sonra kısmen inişli kısmen düz patikalardan devam ettik ve yaklaşık 9. kilometrede  yine yoldan çıkarak 60 metre tırmanışla ikinci zirvemize 510 rakıma çıkmış olduk.

Buraya kadar çıkmamızın nedeni tarihi bir kale kalıntısının bulunması: Teksen Hisar Kalesi.

Bu kale kalıntısı hakkında gerçekten çok fazla bilgiye ulaşmak mümkün değil, hangi dönemden kalmış, kimlere ev sahipliği yapmış, ormanın bu kadar içerisinde bir tepeye neden kale yapılmış, pek bir bilgiye ulaşamadım. Hakkında sadece 2009 yılında tescil edildiği bilgisine ulaştım. Tarihi pek bilinmese de bazı yerleri kazılmış hatta köylülere göre delik deşik edilmiş, tarih ve kültürel miras düşmanı define avcıları tarafından... (Kale bilgisi için tıklayınız)

Henüz 10 km yürümüştük ancak yolun zor kısmı yani bütün çıkışları bitmişti. Kaleye çıkış ve iniş 300 metre uzunlukta olsa da eğim burada da %30 civarında. Orman içinde harika paika ve orman içi araç yollarından yürüyerek 16,8 km yürüyüşümüzün ardından Teksen Köyü'ne bağlı Ortaköy (Orta Mahalle) girişinde bulunan çeşmede yürüyüşümüz tamamladık..

Ağaç ve yaprak denizi içinde 16,8 kilometrede aracımıza bindik, kahvaltı yaptığımız köy kahvesinde çay içmeye niyetlensek de çayın hazır olmaması nedeniyle amacımıza ulaşamadık, dönüş yolunda orman denizi içerisinde köy yollarından gitmemiz güzel olsa da yolumuzu uzattı ve dönüş yolunda Gebze'de ulaştığımız köftecide uğradığımız hayal kırıklığı ve çoğumuzun yemek yiyemeden çıkmak zorunda kalması moralimizi bozmadı. Bayram tatili sonrası olması ve Pazar günü olmasına rağmen trafik olmaması bizi rahatlattı. 

Yürüyüşümüzün wikiloc rotasına ulaşmak için tıklayınız... 

Aklımızda yeşil ağaçlar, üstümüzde ağaçların izin verdiği kadar gördüğümüz masmavi gökyüzü, ayaklarımızda dökülmüş kahverengi yaprakları unutmadan hatta daha o anlarda bile özleyerek vardık saat 21-22 gibi İstanbul'a... 

Bu yürüyüşe gelenler veya herhangi bir doğa yürüyüşüne katılmak isteyenlerin Doğa Yürüyüşünde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar yazısını da okumasını mutlaka tavsiye ediyorum.

Güncelleme Tarihi: 15 Haziran 2019, 00:34

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER