Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Kısa Bir Bakış

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sıkça Avrupa Birliği organları ile karıştırılır, peki AİHM nedir, ne zaman kuruldu, hangi kurumlarla organik bağı var?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Kısa Bir Bakış

AİHM yani Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Avrupa Birliği'nin değil Avrupa Konseyi'nin bir organıdır. Avrupa Konseyi, Avrupa çapında insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla 5 Mayıs 1949'da kurulmuş bir kuruluştur. Avrupa Konseyi'ne Beyaz Rusya, Kazakistan ve Vatikan hariç tüm Avrupa ülkeleri üyedir, yani ülkemiz de üyeleri aradındadır. 5 Mayıs'ta 10 ülke katılımı ile kurulan Konsey'e hemen 9 Ağsutos 1949 tarihinde Yunanistan ile birlikte Türkiye katılan ilk ülkeler olmuştur ve bu nedenle kurucu ülke sayılmaktadır. Bugün için 47 üye ülke bulunmaktadır. Beyaz Rusya'da tek aday ülkedir. (Kurucu ülkeler ve üye ülkelerin tüm listesi, sayfamızın en altındadır)

Avrupa Konseyi’nin (AK) temel organları,  karar organı olan Bakanlar Komitesi, danışma organı olan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, yerel yönetimlerin geliştirilmesini amaçlayan Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’dir.

Bakanlar Komitesi

Bakanlar Komitesi'nde üye ülkeler Dışişleri Bakanları, Bakanlara vekaleten daha sık toplanan Delegeler Komitesi'nde ise Daimi Temsilciler (Büyükelçiler) yer alır. Üye ülkeler Dışişleri Bakanları, yılda iki kez, Mayıs ve Kasım aylarında toplanmaktadırlar. 

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM):

AKPM üye ülkelerin parlamentolarından seçilen 324 asil, 324 yedek üyeden oluşur. AKPM üyeleri, her üye ülke parlamentosundan, parlamentodaki güç dengesini yansıtacak şekilde seçilmektedir. Her üye devlete ayrılan parlamenter sayısı, o ülkenin nüfusuyla orantılıdır. Türkiye'den de 18 asil, 18 yedek üye milletvekilinden oluşan heyet AKPM çalışmalarına katılmaktadır.

Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi:

Avrupa Konseyi'nin, Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerini de içine alacak şekilde genişlemesi, sınır ötesi işbirliğinin giderek önem kazanması sonucunu doğurmuştur.

AİHM - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Kuruluşu

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından 10 Aralık 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ilan edilmiştir. Daha üzerinden 2 yıl geçmeden 4 Kasım 1950'de Avrupa Konseyi tarafından Roma'da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme) kabul edilmiştir. Bu sözleşme 3 Eylül 1953 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye 18 Mayıs 1954’te sözleşmeyi onaylamış, 28 Ocak 1987’de de bireysel başvuru hakkını tanımıştır. Mahkemenin zorunlu yargı yetkisini ise 28 Ocak 1990’da kabul etmiştir. Sözleşme'nin güncel metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, kişisel ve siyasal hakları düzenlemenin yanı sıra, sözleşmeye taraf Devletler için üstlenilen yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak için bir mekanizma da kurmuştur, bu yönüyle Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi ve Birleşmiş Milletler'in izlediği yoldan da ayrılmıştır. İlk yıllarda bu görev, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na verilmiş iken 29 Ocak 1959 tarihinde yine Roma'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kurulmuştur. 

AİHM,  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, toplulukların, tüzel kişilerin ve diğer devletlerin, belirli usul ve kurallar dahilinde başvurabileceği bir yargı mercii olarak kabul edilmiştir. Sözleşme'nin ilk halinde bir Sözleşmeci Devlet aleyhine şikayet, ya diğer Sözleşmeci Devletler tarafından veya bireysel başvurucular (bireyler, birey toplulukları veya hükümet dışı örgütler) tarafından yapılabilirdi. Ancak bireysel başvuru hakkının tanınması ihtiyari idi; bu nedenle, sadece bireysel başvuru hakkını tanımış Devletler aleyhine bu hak kullanılabilirdi. Daha sonra Sözleşme'de değişikler yapan 11. Protokol, bu hakkın tanınmasını zorunlu hale getirmiştir. Türkiye ve diğer tüm Avrupa Konseyi üyesiülkeler  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargı yetkisini tanımaktadır. Mahkeme merkezi Fransa'nın Strasbourg şehrinde bulunmaktadır.

Hakimler

AİHM’de Sözleşmeye taraf ülke sayısı kadar hakim görev yapar şu an için 47 ülkeden 47 hakim görev yapmaktadır ancak kendi adlarına Mahkemede yer alırlar, yani geldikleri ülkeleri temsil etmezler. Hakimler, taraf devletler tarafından sunulan üç kişilik liste üzerinden Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından seçilir. 9 yıllık bir süre için seçilen hâkimler yalnızca bir dönem görev yapabilirler. Ancak hâkimler, her durumda 70 yaşında emekli olurlar ancak her hakim yenisi gelene kadar görev yapmaya devam eder. Hakimler Mahkemede tam zamanlı görev yaparlar, tarafsızlık ve bağımsızlıklarına zarar verecek bir faaliyette bulunmaları da yasaktır.

İdari Birimler

Mahkeme Genel Kurulu
Mahkeme içtüzüğünün kabul edilmesi en önemli görevi olarak kabul edilebilir. Mahkemenin yönetici kadrosunun seçilmesi de görevleri arasındadır: Başkan, İki Başkan Yardımcısı ve Üç Bölüm Başkanı. Başkan yardımcıları, aynı zamanda içinde bulundukları bölümün başkanlığı görevini de devam ettirirler. 

Bölümler
Mahkeme bünyesinde idari bir yapılanma olarak her üç yılda bir değiştirilen beş bölüm oluşturulmuştur. Mahkeme İçtüzüğüne göre her bir hâkim, beş bölümden bir tanesinde görev yapmaktadır. 

Filtraj Bölümü
Daha önceki beş bölüm yanında bir anlamda resmi olarak altıcı bölüm olmasa da öyle çalışan filtraj bölümü kurulmuştur. Bu bölüm, hakkında en çok başvuru yapılan beş ülkeden gelen hukukçuların oluşturduğu alt birimler halinde çalışmaktadır. Burada amaç, kabul edilemezlik kararlarında bir standardın sağlanması, kabul edilebilirlik usulünün daha rasyonel kılınması ve çalışma usullerinin düzeltilmesidir.

Yargısal Birimler

Daireler
Her bir bölüm içinde daireler oluşturulmuştur. Bölüm başkanı, bütün davalarda, başvurunun yöneltildiği ülke hâkimi ise seçildiği ülkeye karşı açılan her davada yer alır. Şayet, başvuru bölüm başkanının seçildiği ülkeye karşı yöneltilmişse bölüm başkan yardımcısı müzakereye başkanlık eder. Daire önündeki her davada, o dairenin asıl üyesi olmayan bölüm üyeleri yedek üye olarak yer alırlar.

Komiteler
Her bölüm içinde on iki aylık bir dönem için üç hâkimden oluşan komiteler kurulur. Komiteler, özellikle Mahkemenin yerleşik içtihadının söz konusu olduğu başvuruları karara bağlarlar.


Tek Hakim
Açıkça kabul edilemez başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruları elemekle görevli yargısal birimdir. Bu tür başvurular aslında Mahkemenin önündeki başvuruların yaklaşık olarak %90’ını oluşturmaktadır. Tek hâkim olarak görev yapan hâkimler, bu birimlerde kendi ülkelerine karşı yapılan başvurularda görev ifa edemezler. 

Büyük Daire
17 üyeden oluşan Büyük Dairede Başkan, Başkan yardımcıları ile bölüm başkanları doğal üye olarak yer alırlar. Başvurunun yöneltildiği ülke hâkimi de burada bulunmaktadır. Diğer üyeler ise kura yoluyla belirlenir. Büyük Daire, Sözleşme’nin uygulanması ve yorumlanması açısından ciddi sorunlar içeren başvurulara bakmaktadır. Daireler, incelemenin her aşamasında Büyük Daire lehine yargılama yetkisinden el çekebilirler. Öte yandan Daire kararını verdikten sonra taraflardan biri üç aylık süre içinde başvurunun Büyük Daire önünde yeniden görülmesini talep edebilir. Bu talep ilk olarak Mahkeme başkanını da içinde bulunduran beş kişilik panel tarafından incelenir, eğer kabul edilirse, başvurunun tamamı yeniden Büyük Daire tarafından incelenir.

Mahkeme Yazı İşleri 
Yazı işleri müdürlüğü, Mahkemeye hukuki ve idari destek verme rolünü üstlenir. Hukukçular, idari ve teknik personel ile mütercimlerden oluşmaktadır. Yazı işleri müdürlüğü Mahkemeye sunulan başvuruların karar için hazır hale getirilmesinden ve görüşülecek karar taslaklarının hazırlanmasından sorumludur. Müdürlük, usule ait konularda taraflarla yapılan yazışmaları yapar, dosya notlar alarak hazırlık yaparlar ancak başvurular hakkında bir karar alamazlar.

Yargılama Usulü

Daha önce de belirtildiği gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf devletler veya Sözleşme’nin ihlalinden mağdur olduğunu iddia eden herkes, Sözleşme’de yer alan haklarından birinin veya birkaçının taraf devlet tarafından çiğnendiği iddiasını içeren bir dilekçe ile AİHM’e başvuruda bulunabilir. Mahkeme önündeki yargılama usulü kamuya açıktır ve çelişmeli yargılama ilkesine uygundur. Ayrıca incelemenin büyük kısmı yazılı olarak yapılır. Duruşmalar çok az davada yapılır ve halka açıktır, fakat Büyük Daire, istisnai koşulların varlığı halinde kapalılık kararı da alabilir.

Kişiler, kendileri ya da bir avukat aracılığıyla başvuru yapabilirler. Ancak başvuru dilekçesi hükümete komünike edildiğinde başvurucular bir avukat tarafından temsil edilmek zorundadırlar. Avrupa Konseyi, yeterli imkânı olmayan başvurucular için bir adli yardım sistemi kabul etmiştir.

Mahkemenin resmi dilleri Fransızca ve İngilizcedir, fakat başvuruların taraf devletlerin dillerinden birinde de yapılabilmesi mümkündür. Bununla beraber başvuru bir kez hükümete komunike edildiğinde, Mahkemenin resmi dillerinden biri kullanılmalıdır. Bununla beraber Mahkeme Başkanı veya daire başkanı, başvurucunun ilerleyen aşamalarda kendi dilini kullanmaya devam edebileceğine de karar verebilir.

11 no.lu Protokolün yürürlüğe girmesinden önce başvuruların incelenmesi Avrupa İnsan Hakları Komisyonu tarafından yapılan ilk inceleme aşamasını içermekteydi ve bu birimde kabul edilebilirlik hususunda karar veriliyordu. 

Mevcut uygulamada ise Mahkemeye ulaşan her başvuru ilk olarak yazı işleri müdürlüğü hukukçuları tarafından ele alınır ve uygun yargısal formasyonlar önüne gönderilir. Açıkça kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamayan bir başvuru tek hâkim önüne gönderilir ve tek hâkim, yazı işleri müdürlüğü hukukçusunun kendi sorumluluğu altında hazırladığı bir not (tek hâkim notu) üzerinden kararını verir. Tek hâkim, kendisi karar almak yerine başvuruyu incelenmek üzere komite ya da daire önüne de gönderebilir.

Yerleşik bir içtihat temelinde çözümlenecek bir başvuru ise basitleştirilmiş usulle işleyen üç hâkimden oluşan komite formasyonu tarafından karara bağlanır. Bu usul, daireler önündeki usule göre daha basit ve hızlıdır. Özellikle komitelerde ulusal hâkimin varlığı şart değildir. Ancak Komite, üyelerden birinin ulusal hâkim ile yer değiştirmesi kararı alabilir. Komite kararları oybirliğiyle alınır ve bu usulle karara bağlanan başvurular Büyük Daire önüne gönderilemez.

Tek hâkim ya da komite önüne gönderilmeyen başvurular bu konuda genel yetkili formasyonlar olan daireler tarafından ele alınır. Başvuru daire önüne geldiğinde, üyelerden biri başvurunun raportörü olarak tayin edilir. Başvurunun yöneltildiği ülkenin hâkimi ise otomatik olarak o başvurunun müzakere edildiği dairede görev alır. Eğer ulusal hâkimin başvurunun incelenmesinde görev alabilmesi mümkün değilse daire başkanı tarafından ad hoc hâkim atanır.

Bu usul çerçevesinde kabul edilebilirlik ve esasa ilişkin gözlemlerini sunmak üzere başvurunun hükümete bildirilmesi öngörülmektedir. Mahkemenin kabul edilebilirlik ve esas hakkında incelemeyi birlikte yapması artık olağan usul haline gelmiştir. İlke olarak hükümet 16 haftalık süre içinde gözlemlerini sunmak zorundadır, bu süre daha sonraki aşamalarda kısaltılabilmektedir. Bu gözlemler daha sonra 4 haftalık süre içinde cevabını sunması için başvurucuya iletilir. Başvurucudan bu aşamada hakkaniyete uygun tatmin talebini de bildirmesi istenir. Başvurucunun cevabı ve talepleri ise son kez gözlemlerini sunabilmesi için hükümete gönderilir. Bu gözlemlerin de gelmesinin ardından karar taslağı hazırlanan başvuruyu hâkim-raportör, karar için dairenin önüne getirmektedir.

Dairenin Sözleşme’deki haklardan birinin ya da birkaçının ihlal edildiği yönündeki tespiti genel olarak 41. madde çerçevesinde bir miktar paranın başvurucuya ödenmesine yol açar. Aynı zamanda daire, 46. maddeye dayanarak, tespit edilen ihlalin kaynağında olan yapısal probleme ve onun çözümü için alınması gereken tedbirlere ilişkin direktifler de verebilmektedir.

Daire kararları kesin değildir. Taraflardan birinin kararı Büyük Daire önüne götürmek için sahip oldukları üç aylık sürenin sonunda bu yönde bir talep yoksa veya taraflar bu yöndeki taleplerinden vazgeçmişlerse ya da talep beş kişilik Panel tarafından reddedilmişse daire kararı kesin hüküm halini alır.

Yargılamanın her aşamasında Mahkeme, yazı işleri müdürlüğü vasıtasıyla taraflara “dostane çözüm” önerisinde bulunabilir. Dostane çözümün Mahkeme tarafından kabul edilebilmesi için ilgili hükümetin bir şekilde başvurucunun iddialarının doğruluğunu kabul etmesi, başvurucunun zararını karşılama ve lehine bazı tedbirleri alma yükümlüğü altına girmesi gerekir. Şayet taraflar bir uzlaşmaya varır ve bu yeterli görülürse Mahkeme başvuruyu gündemden düşürerek dostane çözümden gerekli sonuçları çıkarır. Şayet taraflar bir çözüme varamazsa hükümet, Mahkemeye Sözleşme’nin ihlalini tanıyan ve başvurucunun zararını tazmin eden “tek taraflı deklarasyon” bildiriminde bulunabilir. Bu tek taraflı deklarasyon kabul edilirse, başvuru yine gündemden düşürülür. Dosyaların çözümünde kullanılan bu iki usul -ki birincisi Sözleşme metninde düzenlenmiş ikincisi ise uygulamayla ortaya çıkmıştır- yıllar içinde daha sıklıkla uygulanır hale gelmiştir.

Mahkemenin kesin nitelikteki bütün kararları ilgili olduğu devlet açısından bağlayıcıdır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini onaylayan Sözleşmeci Devletler, bu Sözleşme'nin Birinci Bölümünde tanımlanan hak ve özgürlükleri, kendi egemenlik alanı içinde bulunan herkes için güvence altına almayı üstlenmişler ve bu nedenle taraf oldukları davalarda Mahkeme'nin sonkararlarına uymayı taahhüt etmişlerdir. Sözleşme'nin 46(2). fıkrası gereğince, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin sonra kararlarının yerine getirilmesini gözetme görevi Bakanlar Komitesine aittir. Mahkeme'nin nihai kararı Bakanlar Komitesine gönderildikten sonra, Komite davalı Devleti, hükmedilen adil karşılık (tazminat ve/veya ücretler ve masraflar) miktarını ödemek için yaptığı işlemler ile ayrıca son kararın gereği olarak Devletin hukuki yükümlülüğünü yerine getirmek için gerekli bireysel veya genel tedbirler hakkında kendisine bilgi vermeye davet eder.

Yani Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Mahkeme kararlarının uygulanmasından sorumludur. Dostane çözüm kararlarının infazı da bu kapsamdadır.

Öte yandan 14 no.lu Protokol 46. maddeyi değiştirerek uygulama aşamasına ilişkin iki yeni usul kabul etmiştir: Bakanlar Komitesinin Mahkemeden kararın anlamını belirginleştirilmesini ve ilgili devletin kararı doğru bir şekilde infaz edip etmediğini değerlendirmesini talep edebilmesi.

AİHM Kararlarını Uygulanmak Zorunlu mu?

AİHM kararlarının üye devletler için bağlayıcıdır ancak üye devletler yine de uymazsa ne olacağı hususu yani uygulanabilecek yaptırımlar ve kim tarafından uygulanacağı Avrupa Konseyi Statüsü’nde düzenlenmiştir. Statünün 3. ve 8. maddesi bu durumu düzenlmektedir.

Madde 3 - Avrupa Konseyinin her üyesi, hukukun üstünlüğü ilkesiyle yargı yetkisi içindeki herkesin insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanması ilkesini kabul eder ve 1. Bölümde belirlenen Konsey amacının gerçekleşmesinde içten ve etkin bir biçimde işbirliği yapmayı üstlenir.

Madde 8 - 3. madde hükümlerini ciddi biçimde çiğneyen herhangi bir Konsey üyesinin temsil hakları askıya alınabilir ve Bakanlar Komitesi tarafından 7. madde hükümlerine göre çekilmesi istenebilir. Böyle bir üye bu isteğe uymazsa Komite, belirleyebileceği bir tarihten başlayarak bu üyenin Konsey üyeliğinin sona erdiğine karar verebilir.

Mahkeme kararlarını uygulamamakta ısrar eden devletleri çin Avrupa Konseyi’nden çıkarılmaya kadar varabilen bir takım yaptırımlar öngörülmüş ise de Bakanlar Komitesi, bugüne kadar bu sürecin işletilmesi yoluna gitmemiştir. Hatta Kıbrıs Rum kesimi vatandaşı olan Titina Loizidou mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle 1989 yılında AİHM'ye başvurmuş, 1998 yılında Türkiye 875.000 Dolar tazminata mahkum edilmişti. Binlerce Rum'un daha bu yola giderek tazminat alması yolu açıldığı için kararın uygulanmasının yaratacağı kapsamlı sonuçları göz önüne alan Türkiye uzun bir süre kararın gereklerini yerine getirmemiştir. Bakanlar Komitesi konuya ilişkin değişik zamanlarda yayınladığı kararlarında bu duruma dikkat çekmiş, fakat Konsey Statüsü’nün 8.maddesi kapsamında herhangi bir yaptırıma başvurmamış sadece Türkiye’yi kararı uygulamaya davet etmekle yetinmiştir. Buna karşın Bakanlar Komitesi ilgili kararın icrasına dair 24 Temmuz 2000 tarihli kararında, kendisine tahsis edilmiş olan birtakım yollara başvurabileceği hususunda ilk kez bir Sözleşme tarafına yani Türkiye’ye ikazda bulunmuştur. Türkiye Loizidou’nun tazminatını yüklü faiziyle birlikte Aralık 2003 yılında ödedi. Türkiye'nin ödeme için koymuş olduğu bu kararın ve ödemesinin benzeri Rum davaları için emsal oluşturmaması ve kararların icrasını denetleyen Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nde Loizidou’nun tazminat kararının gündemden düşürülmesi şartları ise kabul edilmedi. 

Türkiye 1990’ların sonunda siyasi ve hukuki açıdan sakıncalı görüp Divan’ın yetkisini aştığı gerekçesiyle Loizidou ve benzeri kararları ödemeyeceğini açıklamışken, 6-7 sene sonra KKTC’de kurulan bir iç hukuk yolu olan Taşınmaz Mal Komisyonu vasıtasıyla Rum mülkiyet mağdurlarına yüklü tazminatlar ödemeye başladı. Bunun en büyük nedeni ise Türkiye’nin AİHM’nin zorunlu yargı yetkisini tanımasından, Avrupa’ya olan taahhütlerinden, insan haklarına saygıdır.

Avrupa Konseyi Kurucu Ülkeler

Belçika 
Birleşik Krallık 
Danimarka
Fransa
Hollanda

İrlanda 
İsveç 
İtalya 
Lüksemburg 
Norveç 

Kurucu Sayılan Ülkeler

Türkiye 9 Ağustos 1949
Yunanistan 9 Ağustos 1949

Daha Sonra Katılan Ülkeler

İzlanda 7 Mart 1950
Almanya 13 Temmuz 1950
Avusturya 16 Nisan 1956

Kıbrıs Cumhuriyeti 24 Mayıs 1961
İsviçre 6 Mayıs 1963
Malta 29 Nisan 1965
Portekiz 22 Eylül 1976
İspanya 24 Kasım 1977
Lihtenştayn 23 Kasım 1978
San Marino 16 Kasım 1988
Finlandiya 5 Mayıs 1989
Macaristan 6 Kasım 1990
Polonya 26 Kasım 1991
Bulgaristan 7 Mayıs 1992
Estonya 14 Mayıs 1993
Litvanya 14 Mayıs 1993
Slovenya 14 Mayıs 1993
Çek Cumhuriyeti 30 Haziran 1993
Slovakya 30 Haziran 1993
Romanya 7 Ekim 1993
Andorra 10 Kasım 1994
Letonya 10 Şubat 1995
Arnavutluk 13 Temmuz 1995
Moldova 13 Temmuz 1995
Kuzey Makedonya 9 Kasım 1995
Ukrayna 9 Kasım 1995
Rusya 28 Şubat 1996
Hırvatistan 6 Kasım 1996
Gürcistan 27 Nisan 1999
Azerbaycan 25 Ocak 2001
Ermenistan 25 Ocak 2001
Bosna-Hersek 24 Nisan 2002
Sırbistan 3 Nisan 2003
Monako 5 Ekim 2004
Karadağ 11 Mayıs 2007

Kanada, İsrail ve Meksika gözlemci statüsüne sahiptir. Kırgızistan, Ürdün, Fas ve Filistin Ulusal Meclisi AKPM’de demokrasi için ortak statüsüne sahiptir.

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2020, 01:41

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER